fbpx

Bizden Yazılar

Necmettin Erbakan Üniversitesinde Subliminal Mesajlar ve Bilinçaltı konusunda TEZ çalışmaları halen devam eden Sosyolog Mehmet Çakmak’ın, TEZ öncesi uzun araştırmalarının sonucunda  Subliminal Mesajlar ve Bilinçaltını Etkileme Yöntemleri üzerine yazdığı Yüksek Lisans  Seminer Makalesini Okumak İçin Aşağıdaki Başlıklara Tıklayınız:

Subliminal Mesajların Birey ve Toplum Üzerine Etkisinin Araştırılması-Bilinçaltını Etkileme Yöntemleri

Yüksek Lisans Seminer Makalesi 1 (Kısa Versiyon)

Yüksek Lisans Seminer Makalesi 2 (Tam Versiyon)

Yazıları okuyabilmeniz için mobil telefonunuzda PDF dosyalarına izin veren bir program yüklü olmalıdır. Ancak PC’den tıklayarak makaleleri okuyabilirsiniz

—————————————————————————–

Her şey reddetmekle başlar..

Reddedilirsem ÖLÜRÜM!!

Yapılan araştırmalarda her 4sn’ de bir yetişkinin annesi veya babası ile ilişkisinde; kızgınlıkkırgınlık korku ve suçluluk gibi karmaşık duygular yaşadığını belirtmiştir.

·Onun istediği gibi bir evlat değilim!

·Ne yapsam yaranamıyorum!

·Gerçek yüzümü bir bilse hakkını helal etmez!

·Hep beni yanlış anlıyor!

·Hala çocukmuşum gibi davranıyor!

·Ona hayır demek ne mümkün!

·Bir kere de sen beni anla!

Bizde ana/kız ( baba/ oğul) otursak sohbet edebilsek nerdeee!

·Astı yine suratını kendi istediği olana kadar somurtur..

Bu liste uzaaarr giderrr 🙂

Annemiz ve babamız..

En iyisi de olsa en kötüsü de olsalar

Onlar bize hayat verenler aldığımız ve yaşadığımız hayatı iyi yada kötü diye adlandırıyorsak iki sebep var bizi yetiştirenler başta anne ve baba olmak üzre anneanne babaanne ve dedeler kardeşler ve dahil olan diğer yakınlar..

Bizi nasıl yetiştirdiler?

Peki biz buna nasıl tepki verdik?

İşte tüm yaşam programımızı çekirdek inançlarımızı şekillendiren iki temel soru 😉

Bu gün genel olarak bir bakalım durumlara..

Dünyada en zavallı yavru biz insanların ki galiba  

Çaresiz ana babaya yıllarca mecbur kalacak şekilde doğarız.. en az 15 yıl hımm 45 e kadar devam edeni de var bunun ( ooo çok sert )

Hakkımızı da yemeyelim şimdi bu mecburiyetimizi bilerek doğarız o nedenle bizimkilerle gayet iyi geçinmeye programlıyızdır zaten..

Özellikle de annemizle.. memelilerdeki en önemli içgüdü ile doğar doğmaz annemize yapışırız, çünkü hayatta kalma şansımız buna bağlıdır böylesine bağlanmasak ölüp gideceğimiz için annemize yakın olmak için her şeyi göze alırız.

Ailemiz; hayatta kalmamız (anne) ve güvenliğimiz (baba) için bizi “doğru” büyütmeye başlar. “doğru” davranışlar edinerek topluma uygun olmamızın terbiyesini verir. İçinde bulunduğumuz akrabalara mahalleye şehre ülkeye “ait” olmamızı sağlarlar.

Örneğin dünkü çekirdek çalışmamdaki genç bir hanfendinin söylediği söz

“Çok üzülmüştüm ve o gün kaldırdım isyan bayraklarını

Babaannemlerle aynı apartmandayız okulum apartmanın arkasında..

Mutaassıp bir aileyizdir ataerkilizdir. Babamdan çok dedem ve annemden çok babaannemin sözü geçer.. ne de olsa üst katta onlar var

Okuldan çıktım normal bir erkek arkadaşıma iyi günler dedim ve babaannem bunu görmüşbabama söylemiş babam eve telefon açıp sen nasıl erkeğe selam verirsin okulun bahçesinden çıktığında kimseye selam vermek yok doğruca eve geleceksin v.s… “

Aslında babaannenin ve babanın verdiği gerçek tepki hani şu başta dediğimiz “ait” olmak kısmından gelmekte.. yoksa kızın verdiği selam o kadar da önemli değil.. o korkuyu tetikleyen hareket..

Hem kendilerinin hem de kızının REDDEDİLMESİNE duyulan korku sosyal tecrite uğraması korkusu..

Çünkü hepimiz AİT olmak isteriz ailemize arkadaşlarımıza okulumuza dinimize ülkemize eşimize takımımıza şirketimize..

Reddedilirsek ölürüz çünkü!

Bu kolektif bilinçaltından gelen bir inançtır.

Eskiden hayatta kalmak için bir kabileye ait olmak gerekirdi. O zamanlar yiyecek barınak hayvanlardan veya başka kabilelerden korunmak için birlik olmak şarttı. O birliğin dışına atılırsan vay haline öldün demekti.. işte bunun için reddedilmek=ölüm bilinçaltında oluşan denkliklerden bir tanesi..

Hele bir de kişi genellemeye müsait bir yapıya sahipse

Sevdiğinden ayrılanlar niye öldüm ben der ve köprüye çıkar, işte bunun için..

Ya da belli bir yaşa kadar evlenememiş olanlar ciddi bir ilişkisi olmayanlar niye hiç bu konularda şaka bile kaldıramazlar..

Reddedilmiş olan bir insanla konuşurken iki kere düşünün bir kere söyleyin benden size tavsiye.. eşitliğin ne tarafını ağırlaştırdığınızı bilmeden konuşmak pek iyi sonuçlar vermeyebilir..

Bu ait olmak isteği her insanda o kadar güçlüdür ki her toplumda bunu gayet güzel kullanan ve yöneten çeşitli sistemler vardır. Irkçılık tan tutunda spora kadar bankaların kart klüp vs den tutunda oturduğumuz kafelere kadar işler bu sistem..

Kısacası herkesin bir topluluğa ait olma ihtiyacı vardır ve buna atılan ilk adım anneden geçer.. bağlanmakla ilgili sorunları halletmek için annenizle ilişkinize göz atmak gerekir.. Bağlandığımız ilk ve en uzun olan tek “gerçek” annemizdir. Sperm ile yumurtanın bir araya gelerek tutunduğu o ilk günden bu güne tüm bağlanışlarımızı (aşka işe eşe dosta) bu ilk örnek bağlılığın izlerini taşımaktadır.

Ve bir bağlılığı zedeleyen en önemli hareket reddetmek veya reddedilmektir.

Öyleyse bu gün kocaman bir adım atalım kabul ile başlayalım ve ait olduğumuzu bilinçli olarak bilelim..

İşte bu nedenle dünyanın en iyi veya en kötü ana babasına sahip olsanız da yaşıyor veya ölmüş olsalar da sadece durun derin bir nefes alın ve verin.. kabul edin.. çözüm onları veya kendimizi suçlamak değil çözüm; kabul etmek kendi içimizde iki yarımız var;

%50 annemiz+ %50 babamız .= %100 SEN. 

Onları kabul ederek kendini kabul edeceksin.. kendini kabul ettiğinde kendini seveceksin bu özgüvenini arttıracak  bu ise kendine güvenin ve işte hayat böyle başlayacak..

Gözlerinizi kapatın ve

Ve anneniz ile babanızı yan yana düşünün

Onların arkalarında kendi anneleri babaları ve onların da arkalarında kendi anneleri babaları şeklinde devam eden sonsuz köklerinizi görün hissedin

İçinizden şu cümleyi tekrar edin

En derin sevgimle ve saygımla sayelerinde hayatta olduğum atalarıma teşekkür ediyorum ve köklerim olduğunuz için onurlandırıyorum..

Sevgili atalarım mutlu huzurlu Başarılı bir hayat yaşamam için beni desteklediğinizi bilmek ruhuma güç katıyor teşekkür ederim..

Sevgili annem ve babam sizlerden aldığım değerli armağanımı hayatımı sevgiyle kabul ediyorum.. sizler benim için en doğru anne babasınız. Bana verdiğiniz yaşam armağanı için çok mutluyum ve size söz veriyorum sizleri mutlu etmek için hayatımı mutlulukla sevgiyle yaşayacağım.. teşekkür ederim..

Ve gözlerini açarken burnunuzdan derin bir nefes alın… ve oooohhhhh diyerek nefesini verin..

İşte böyle.. harikasın!

Sevgiyle

Shamanic Ozlem Şahin

————————————————————————————————————————————————–

Nasılsın? İyiyim.. Yalan Söylüyorsun!!

Nasılsın?

İyiyim.. 

Yalan Söylüyorsun!!

Günde 4

Yılda 1460

 60 yılda 88.000 kez yalan söylüyoruz. 

Günlük ortalama olarak; kadın3 erkek ise 5 kez yalan söylemekte..

Yeryüzünde en büyük yalan

İYİYİM ?

Şimdi bir kez daha düşünün..

Nasılsın

Bu gün yalan söyleme kendine

Harikayım de  HARİKA OL!

Süperim de Süper OL!

Ağzımızdan çıkan her söz bizim gerçekliğimizi yaratırken ve en büyük yalanları kendimize söylerken nasıl düşüncülerimizle hayatımızı değiştirmekten bahsedebiliriz ki! ?

>Önce dürüst olalım..

Bu gün bu çalışmalara başlarken bir söz verelim kendimize..

Sadece doğruyu konuşacağımıza dair..

Reiki eğitimlerimde altını çize çize anlattığım bir konu bu.

Boğaz şakramız bizim en önemli yaratım merkezimizdir..

Çocukların her söylediği gerçek olur belli bir yaşa kadar?

Hangi yaşa kadar?

Yalan söylemeyi öğrendikleri yaşa kadar! 

Ne zaman yalan başlar cin lambasına saklanır işte bu nedenle her daim doğruyu konuşalım..

Yalan insanın ruhsal yapısının ürünüdür. Eh buna göre de ürünün niteliği değişmekte..

Yeryüzünde kaç tane insan varsa o kadar da yalan çeşidi vardır.

Criminal yalan

Psikolojik yalan

Panik yalanı

İhmal yalanı

Beyaz yalan

Asil yalan

Yalancı şahitlik

Propaganda/ siyasi yalan

Reklam yalanı

Blöf 😉

Sen yalan söylersin ama bedenin asla! 

Lie to me dizisi Dr. Ekman’ın yıllardır yalan ve bedenin tepkiler üzerine araştırmalarından yola çıkılarak hazırlanmış harika bir dizi ve oldukça öğretici meraklılarına tavsiye edilir efenim 😉

Nolur insana yalan söyleyince;

Kan basıncı artar

Ateşi yükselir

Nabzı artar

Yaptığına yapmadım diyorsa kaşı gözü ayrı oynar

Bakınız resimde Clinton basın açıklaması yapıyor,

O kadınla yatmadım! O kadın nam-ı diğer Monica oluyor 

Gözleri başka yere elleri başka yere bakıyor

Yani yatmış.. şşşş..

Biz listeye devam edelim;

Gereksiz detaylara takılır uzun uzun anlatır

Gözünü hemen kaçırır ya da aman yalanım anlaşılmasın diye bön bön uzun uzuuun bakar..

Yani yalan söylüyorsan baksan bi dert bakmasan bi dert..

Sırtının kamburu çıkar

Falan filan..

En iyisi doğruyu söylemek..

ay ben bunları ve daha fazlasını biliyorum karşımdakini atlatırım diyorsanız da yalan söylüyorsunuz çünkü bu bedensel tepkileri Dr. Ekman araştırmış ve demiş ki ne yaparsan yap bi yerinden illa belli oluyor .

Neden?

Çünkü ağzını zihnin ama bedenini ruhun kontrol ediyor ve ruh doğruyu istiyor ne kadar çok doğru söylersek – ki istatistikleri hatırlayın başta ne büyük yalancılarız. Hatta İnsan 10 dakikada ortalama 3 yalan söyler! Diyor Prof. Robert Feldman..aboww! –hayallerimizi gerçekleştirme şansımız da o kadar artar.. 

Peki bana yalan söylendi nasıl doğrulatacağım bunu

Hikayeyi tersten anlattırın..  evet evet tersten..

Evden çıktım taksiye bindim işe gittim taksiye bindim eve geldim..

Eve geldim taksiye bindim.. Markete uğradım BBİİİİP yalan yalan! 🙂

Beyin görsel hafıza ile çalışır düz hikâyeyi tersten anlatamıyorsa vay haline

Erkekler ve kadınlar arasında yapılan araştırmalarda ise farklılıklar ortaya çıkıyor

Erkekler söze değer veriyor

Kızlarsa hareketlere..

Eh bu da normal çünkü kadın dünyası duygusaldır sağ beyin ağırlıklıdır

Erkek dünyası daha mekaniktir ve sol beyin ağırlıklıdır..

En nihayetinde yalanın altında kaybetme kayıp korkusu vardır. Güvensevgi huzur iş yaşamı… kişi illa bir şey kaybedeceği zaman yalan söyler.. 

Kişinin iç ve dış gerçekliği birbirine uygun olduğunda sağlıktan söz edilebilir..

Sağlıklı bir dünya istiyoruz madem öyleyse önce doğrudan başlayacağız..

Şöyle eğri oturup doğruca yanlışlarımızı ve yalanlarımızı bir bir bulup temizleyelim hayatlarımızdan..

Aslında bireysel terapilerde ya da eğitimlerde yaptığımız da budur..

Kişiye kendi yalanını yakalaması için ayna oluruz…

Mesela;

1. Doğru söyleyen kişi genelde bedeni ve yüzü karşısındakine dönük halde konuşur. Yalancı ise karşı karşıya durmaktan kaçınır otururken kollarını ve bacaklarını kavuşturur. Genellikle savunmadadır.

2. Doğru söyleyenin el kol hareketleri konuşmasıyla doğal olarak aynı ritimde hareket eder. Yalancı ise sözleri gibi el kol hareketlerini da kontrol eder doğal hareket edemez.

3. Yalan söyleyen kişi çoğunlukla gözlerini kaçırır yüksek perdeden konuşur terler ve sık nefes alır. Ama dikkat bunlar heyecan çekingenlik gibi şeylerden de kaynaklanabilir.

4. Yalan söyleyen kişi çoğunlukla kendine sorulan soruları tekrarlatır kaçamak cevaplar verir sözlerine ’doğrusunu söylemem gerekirse’ gibi vurgularla başlar konuşurken sık sık duraksar ve yutkunur.

5. Doğruyu söyleyen kişi bir şeyi anlatırken sonradan unuttukları bir detayı hatırlayarak bilinçsizce hikayede geriye dönük şeyleri de ekler açıklamalarla boşlukları doldurur. Yalancı ise açığının yakalanacağı korkusuyla geriye dönüp bir şeyleri düzeltmekle eklemekle uğraşmaktan çekinir.

6. İnsanlar telefonda ve internette yüz yüze olduğundan daha rahat yalan söyler.

Gerçeği değiştirdiğini nasıl anlarsınız;

1. Ben biz bizim gibi zamirleri çok az ya da hiç kullanmaz.

2. Kullandığı kelimeler açık ve net değildir.

3. Soruya soru ile karşılık verir ya da soruyu tekrar etmenizi siter.

4. Sorulara soruya oranla aşırı tepki gösterir.

5. Bütün sorularınıza cevap verir ancak kendisi size soru sormaz.

6. Haksız yere suçlandığına sinirlenmez.

7. Gerçeği söylemek gerekirse dürüst olmak gerekirse doğruyu söylemek gerekirse niye yalan söyleyeyim gibi cümlelere yer vermez.

8. Yanlış anlamanızı istemem ama diye başlar cümlesine

9. İlgini dağıtmak için şaka yapar dalga geçer.

10. Ayrıntılı açıklama gerektiren konuyu sıradan bir şeymiş gibi aktarır.

11. Hikaye o kadar inanılmazdır ki sırf bu yüzden bile inanabilirsiniz.

Bakınız video 1

http://www.facebook.com/video/video.php?v=10150119090318482

yaşamınızda her daim doğrulukların mutlulukla yer alması dieklerimle..

Shamanic Ozlem Şahin

Sevgiler

Call Now Button Canlı Destek
1
Close chat
Merhaba! Sitemizi ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederiz. Hemen "Sohbete Başla" butonuna tıklayarak bizler ile anlık iletişime geçebilirsiniz.

Canlı Destek